İstanbul’da Terör Saldırısı: ‘Şehit Sayısı 38’e Yükseldi’

İstanbul’daki Kazıda 1400 Yıllık Kalp ve Depresyon İlaçları Bulundu

Susurluk: Nüfusunun İki Katı İnsan ‘Tost’una Mola Veriyor

Başbakan Yıldırım ve Bahçeli Bugün Bir Araya Geliyor

İnsanın İçindeki Canavar

Köşe Yazıları 6 Temmuz 2016
397 Okuma
IMG_20160329_235545

Bayram AKIN | Odiyor Editörü

İnsanlar, düşünceleri ve eylemleri şiddete eğilimli varlıklardır. Şiddet neredeyse insanlar peşinden gitme gayreti içerisine giriyor. Çünkü insanın doğasında vahşilik her zaman var olmuştur ve var olmaya da devam edecektir. İnsanlık tarihine baktığımızda bunu çok açık bir şekilde görebiliriz.

İnsanların avcılık ve toplayıcılık yapmaya başladığı dönemden günümüze dek hep şiddet içerikli bir yapılanma içerisinde olmuştur. Av için girişilen kıyasıya mücadeleler bunun tipik örneklerinden.  Daha sonraki süreçte yerleşik hayata geçen insanlar, ürün fazlası mahsul elde edince ticaret başlamış oldu. Tabi söz konusu ticaret fazlasını bölüşmeye gelince insanoğlu barbarlığını tekrar ortaya çıkarmış oldu. Artı ürün için kıyasıya bir vahşilik yarışına giren insanlar topluluğu daha fazlasını elde edebilmek için canını bile ortaya koymaktaydı. Yerleşik hayat ve tarım devrimiyle birlikte toprak ağalığı yani sömürücü gruplar da ortaya çıkmaya başladı. Bu doymak bilmeyenler grubu daha fazla kazanmak için vahşileşmeye başladı ve çalışanlarını daha fazla çalıştırmak için değişik yol ve yöntemler arayışına girdiler. Tabi bu yol/yöntem arayışları çalışanların canlarına da mal olabilecek seviyeye gelmekteydi çok basit bir biçimde. Çünkü vahşileşmek için sebepleri vardı; fazla mal ve kuvvet isteği.

Maden devriyle birlikte silahlar üretilmeye başlandı ve bunun sonucunda güçlü devletler meydana geldi. Güçlü devletlerin sınırlarını genişletme çabaları barbarlık/vahşet girişimlerini artırdı. Büyük savaşlar sonucunda binlerce insan öldü. Ölen insanların varlığı yöneten sınıfları sevindirmekten başka bir şey yapmıyordu. Yönetenlerin siyasi hırsları insanoğlunun ruhunu elde edecek kadar ideolojikti. Evet insanları toprak parçası ve savaş ganimetleri savaşmaya itiyordu. Barbarlıkları/vahşetleri karşılığında çıkar elde etme ihtimali canlarının değerini yerle bir etmeye yetiyordu.

Coğrafi keşifler, Fransız ihtilali ve Sanayi devrimi insanlık tarihini çok derinden etkilemiştir. Bu gelişmeler sonucunda Dünya’nın dengeleri alt üst olmuştur. Bazı devletler için iyi sonuçları vardı bazı devletler için ise çok kötü sonuçlara neden olmuştur bu gelişmeler. Ama insanlık tarihinin en barbarlaştığı dönemin başlangıcını da sağlamış oldu. İnsanlar içlerindeki barbarlığı ortaya çıkarmak için bahaneler ararken bu gelişmeler tam da yerindeydi onlar için. Coğrafi keşiflerle yeni kıtalar.yeni yurtlar ve yeni insanlar keşfedildi. Gidilen yerlerdeki değerli madenler için insanlara akla gelecek en kötü işkenceler yapıldı. Yeni kıtaların değerli her türlü maddi kalıntıları zor kullanılarak alındı. Aynı şekilde kendilerinden güçsüz insanları köle olarak getirip istedikleri gibi kullandı vahşetin yüzleri yani inasanoğlu. Kölelerin güçleri yetse vahşeti kendileri de yapardı çünkü insan içgüdüsü vahşete/barbarlığa karşı çok hassas. Fransız ihtilaliyle milliyetçilik gibi çok gereksiz bir fikirle insanların kutuplaşıp birbirlerini öldürmek için yarıştıkları bir hayat görüşü ortaya çıktı. Bu da insanlar için büyük bir fırsattı barbarlıklarını göstermeleri için. Günümüze kadar süren bu süreçte bir sürü insan yok olup gitti. Sanayi inkılabı da aynı barbarlığın değişik bir biçimi. İnsanları fabrikalarda köleleştirip sermayelerine sermaye katan vahşi insanlık.. Tabi köleler burda da güçsüz. Güçlü olsalardı tam tersi olacaktı.

1.Dünya savaşı ve 2. Dünya savaşı da Coğrafi keşifler,Fransız ihtilali ve Coğrafi keşiflerin bir sonucu. Yani yine barbarlık ve vahşetin bir sonucu. Savaşlarda yüzbinlerce insan hayatını yitirdi. Güçsüzler öldü güçlüler hayatta kaldı. Tam tersi de olabilirdi güç dengesi değişseydi. Barbarlık gittikçe azıyordu ve doymak bilmiyordu.

Tarihe baktığımızda önümüzde bu örnekler çıkıyor. Günümüzde de durum pek farklı değil. İnsanlık hep şiddetin peşinde. Amerika’da Trump gibi bir liderin desteklenmesi güzel bir örnek olabilir. Bütün ideolojisi şiddet kokan bu siyasi kişiliğin desteklenmesi bize şiddetin insan içine nüfuz ettiğini göstermektedir. İnsanların boks maçı yapması da güzel bir örnek. Ya da hayvanların dövüştürülmesi.  İsapanya’daki boğa güreşleri de insan şiddetinin bir göstergesi.

Dinleri de ele alırsak durum değişmez ve haklılığımızı artar. Bütün dinlerin gelişimi kan üzerine kurulmuştur. Kendi dinlerini daha üstün bir konuma getirmek için isanlık/barbarlık geleneği ellerinden gelen en büyük vahşeti sergilemekten geri durmadılar ve geri de durmuyorlar. Tarih bize din savaşlarının örneklerini çok güzel bir şekilde göstermekle birlikte günümüz de görmekteyiz. İşid gibi bir örgütün din adına yaptıklarını görmekteyiz.  Örnekler çoğaldıkça insanın içindeki barbar ve vahşet gözler önünde daha güzel bir şekilde şekillenmektedir.

Sonuç olarak insanlık yani vahşet ve barbarlığı bitirmek için içimizdeki canavarı öldürmeliyiz. Mümkünse tabi.

 

Kaynak: Bayram AKIN
Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

İlginizi Çekebilir
Ay Bunun Modası Geçti

Ay Bunun Modası Geçti

9 Temmuz 2016
740 Okuma
Daha Güzel Bir Yaşam Mümkün Mü ?

Daha Güzel Bir Yaşam Mümkün Mü ?

6 Temmuz 2016
373 Okuma
Bilimi Üretmek Lazım

Bilimi Üretmek Lazım

6 Temmuz 2016
370 Okuma
Toplumun Beyninden Kurtulmak

Toplumun Beyninden Kurtulmak

6 Temmuz 2016
389 Okuma
Değişen ve değişmeyen

Değişen ve değişmeyen

3 Temmuz 2016
357 Okuma